Ana sayfa  Annelik  Elsanatları  Haberler  Magazin Dünya  Magazin Türkiye       

Moda  Ressamlar  Seramik  Tiyatro Sinema  Yazılar  Yemekler 

 

Magazin

Suç Dosyaları

Gazete Manşetleri

Tarihte Bugün Arşiv: Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

Tarihte Bugün

Önceki Dosyalar

1-15 TEMMUZ

16-31 TEMMUZ

1-15 Ağustos

16-31 Ağustos

1-15 Eylül

16-30 Eylül

1-15 Ekim

16-31 Ekim

1-15 Kasım 16-30 Kasım 1-15 Aralık Sitede Ara

Grafik Saati

Tarihte bugün: 16 - 31 Şubat Arası

Tarihte bugün: 16 Şubat

Korkunç İvan lakaplı Rus Çarı IV. İvan, 1547'de tahta geçti.

İvan Vasiliyeviç, II. Vasili'nin oğlu olarak 1530'da dünyaya geldi. Henüz üç yaşında Rusya'nın başına geçti. 1547'de taç giydi. O döneme kadar Moskova knezi olarak anılan Rus imparatoru Çar olarak ilan edildi ve ilk Rus Çarı oldu.
 
1550'de sivil ve ruhani büyüklerden teşekkül eden bir toplantı, Sobor, düzenledi. Toplantıda, Rusya'da yürürlükte olan devlet ve kilise kanunları ile nizamları üzerine konuşmalar yapıldı. Bu toplantıda karar alıcıları Mümtaz Heyet olarak adlandırıldı.
 
Çar'ın en yakın müşavirleri sıfatıyla devlet işlerinde önemli rol oynayan Mümtaz Heyet, 1553'de İvan'ın gözünden düşmeye başladı. Metropolit Makari'nin etkisiyle kendini Tanrı inayetiyle hükümdar, Rusya'yı dilediği gibi idareye memur bir Çar diye telakki ediyordu.
 
1560'da İvan'ın eşi Anastasya, geride İvan ve Fyodor adlı iki çocuk bırakarak öldü. Eşinin her yönden İvan üzerinde etkisi vardı. Eşinin ölümü İvan'ı zevk ve sefahat alemine dalmasına neden oldu.
 
Yine bu dönemde yeni gözdeleri ortaya çıktı. Bunların da kışkırtmasıyla uzun zamandır içinde sakladığı arzular ve hevesler ortaya çıkmaya başladı. Bu süreçte bir çok kişi sürgüne gönderildi.
 
1564'te çocuklarını, saray hademeleri ve maiyetini, saray hazinesini alarak Kremlin'i terk etti. Bu gidiş Moskovalılar gözünde bir muammaydı. Bir yıl sonra soylulara ve ruhani liderlere, "soyluların ihanet içinde olduğu için Moskova'yı terk ettiğini" yazdı.
 
Bu Moskova'da derin bir etki yarattı ve Çar'ın geri dönmesi için çabalar başladı. Nihayet iki ay sonra Moskova'ya döndü. Fakat 35 yaşında olmasına rağmen ihtiyar bir görüntüyle tanınmaz hale gelmişti.
 
Döner dönmez 'hainleri' cezalandırmaya başladı. Böylece hem tek adam olma yönünde büyük bir adım atacaktı hem de tek adamlığı destekleyecek ıslahatları yapma fırsatı bulacaktı. Nihayet Opriçnina denilen idari bir sistemi yerleştirerek bu emellerine ulaştı.
 
Bu rejimi tam 20 yıl sürdürdü. Bu dönemde birçok olay kanlı baskınlar sonucu örtüldü. Yine bu dönem içinde 1582 yılında kendi oğlunu bile öldürmekten çekinmeyen Çar İvan, 18 mart 1584'de Bogdan Belsky ile satranç oynarken öldü.
 
Kehanetler, IV. İvan'ın bu tarihte öleceğini söylüyordu. 1960'lı yıllarda mezarını açan arkeologlar, zehirlendiğine dair kanıt oluşturabilecek cıva kalıntılarına ulaştı. Bogdan Belsky ve daha sonra çar olan Boris Godunov tarafondan zehirlendiği sanılıyor.
 
Günün diğer önemli olayları
 
1883: Marmara Üniversitesi kuruldu.
1902: Sahneye çıkan ilk Türk kadını olan Bedia Muvahhid doğdu.
1919: ABD'nin 26'ncı Başkanı Theodore Roosevelt öldü.
1920: Milletler Cemiyeti ilk toplantısını Paris'te yaptı.
1925: Sovyet Kominist Partisi Kızıl ordu eski komutanı ve savaş komiseri Leon Troçki, Kominist Parti genel sekreteri Josef Stalin tarafından görevinden alındı.
1933: Modern kültür eleştirileriyle ABD'li aydın ve yazar Susan Sontag doğdu.
1956: Uluslararası Basın Enstitüsü, Türkiye'de basına baskı yapıldığını açıkladı.
1965: Manisa'nın Karakurt köyünde gericiler ayaklanarak okul öğretmenlerine saldırdı. 23 kişi tutuklandı.
1979: İran Şahı Rıza Pehlevi, ülkesini terk ederek, ailesiyle Mısır'ın Assuan kentine gitti.
1983: Türk Hava Yolları'nın 'Afyon' uçağı Ankara'da düştü: 47 yolcu hayatını kaybetti.
1987: 1 ocakta Çin'in başkenti Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda öğrencilerin başlattığı gösteriler sonunda Komünist Partisi lideri Hu Yaobang istifa etti, yerine Zao Ziyang getirildi.
1991: ABD, Irak'a hava akınları ve füze saldırısını başlattı. ABD yetkilileri, Çöl Fırtınası adını verdikleri operasyona Kuveyt'i kurtarmak için yaptıklarını söyledi.
1996: 'Avrasya' feribotu, dört silahlı kişi tarafından Trabzon Limanı'nda kaçırıldı. Feribota, Anadolu Feneri açıklarında demir attıran Çeçenistan'a dikkat çekmek isteyen eylemciler, 72 saat sonra güvenlik güçlerine teslim oldu.
1998: Refah Partisi kapatıldı.
1999: PKK örgütünün başı Abdullah Öcalan, Kenya'da özel kuvvetlerin operasyonuyla yakalanıp yurda getirildi.
2001: Kongo Devlet Başkanı Laurent Desire Kabila öldürüldü.

17 Şubat

 

İngiliz şair, romancı ve hikayeci Rudyard Kipling 1936'da Londra'da hayatını kaybetti.

Joseph Rudyard Kipling 30 Kasım 1865 Bombay'da doğdu. Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan’ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere’de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.

Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doluydu. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderdi.

Okulu bitirdikten sonra tekrar Hindistan'a döndü. Lahor'da gazeteciliğe başladı, yazıları ile kendini kabul ettirdi. Daha sonraki yaşamını, yurt dışına yaptığı uzun yolculukların dışında, vatanı olan İngiltere'de geçirdi.

1889'da İngiltere'ye dönüp Londra'ya yerleşti. 22 yaşında, 'The Times' gazetesi onun hakkında bir başyazı yayınlamıştı. 1899'da çift taraflı zatürreeye tutulunca da bu haber tüm dünyada yankılanmış ve üzüntü yaratmıştı.

Yaşadığı devirde, doğunun eşsiz zenginliklerini tabiatın güzelliklerini ve hayvanlar alemini açık bir dille anlatmış, okuyucuyu büyük ustalıkla yazılarına bağladı.

İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandırdı. İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.

Kipling çocuklar için birçok kitap yazdı. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başardı.

'Cengel Kitabı' ilk kez 1894 yılında yayımlandı. Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi. Bu kitaplar Maugli'nin tiplemesini ve maceralarını günümüze değin en güzel şekilde taşıyan örnekler olarak kabul edilir.

Kitaplarındaki öğeler bu kadarla da bitmez. Hepsini sayılsa, tüm Walt Disney filmlerine yetecek kadar malzeme oluşturur. Fil Tomai, Ayı Balo, Kara Panter Bagera, Kaplan Sirhan ve Hint Faresi Riki-Tiki-Tavi unutulmaz tiplemelerinden birkaçıdır.

Etrafımızdaki insanların taşıdığı pek çok özelliği bu hayvan tiplemelerinde bulabiliriz. Ama hepsinin kendine özgü yanları olduğunu da gözardı edemeyiz. Bu kitaplardan alınacak en önemli ders ise şudur: Orman büyük, yavru ise küçüktür.

Eserleri

'Çengel Kitabı', 'Dilek Evi', 'Korkusuz Kaptanlar', 'Kim', 'Küçük Çocuklar İçin Hikayeler', 'Hayatın Zorlukları', 'Günlük İşler', 'Gezi Mektupları', Orman Çocuğu', 'Öylesine Hikayeler', 'Sonlar ve Başlangıçlar', 'Sönen Işık'.

Kipling'den bir şiir

Adam Olmak

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de vermeyebilirsen eğer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da herkesin
bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyütürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum adam oldun demektir

Günün diğer önemli gelişmeleri

1706: Bilim adamı Benjamin Franklin doğdu.
1860: Rus yazar Anton Çehov doğdu.
1875: Karaköy-Beyoğlu arasında Tünel hizmete girdi. Tünel dünyanın en eski üçüncü ve en küçük metrosuydu.
1929: Temel Reis (Popeye the Sailor) çizgi bandı ilk kez yayımlandı.
1936: İngiliz yazar Rudyard Kipling öldü.
1946: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilk toplantısını yaptı.
1958: Türkiye'de modern psikolojinin kurucusu Ord.Prof. Mustafa Şekip Tunç, İstanbul'da vefat etti.
1987: Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkum edildi. 12 Eylül'den sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açıldı.
1991: Körfez Savaşı, müttefik uçaklarının Irak ve Kuveyt'teki hedefleri vurmalarıyla başladı.
1994: 21 ocakta fırlatılması planlanan ilk Türk uydusu TÜRKSAT-1'i taşıyacak Arien füzesi arızalandı. Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.
1995: Japonya'nın Osaka-Kobe bölgesinde, 7.2 büyüklüğündeki depremde 3 bin kişi öldü.
1999: Gazeteci Ergun Balcı vefat etti.
2000: İstanbul'da bir villaya operasyon düzenleyen polisle çıkan çatışmada, terör örgütü Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi. Genişletilen operasyonda, mezar evler ortaya çıkarıldı ve çok sayıda Hizbullah mensubu yakalandı.
2005: Türk sinemasının en önemli karakter oyuncularından Yıldırım Gencer vefat etti.
 



18 Şubat

 

Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan 1956 yılında hayatını kaybetti.

Mustafa Kemal Atatürk'ün kız kardeşi olan Makbule Atadan, 1887 yılında Selanik'te doğdu. Balkan Savaşları'ndan sonra, annesi Zübeyde Hanım'la birlikte Selanik'ten ayrılarak İstanbul'a yerleşti.

Cumhuriyet'in ilanından sonra ağabeyinin isteği üzerine, annesiyle birlikte Ankara'ya geldi. Bir süre Atatürk'ün yanında kalan Makbule Atadan, daha sonra Çankaya Köşkü arazisi içinde kendisi için yaptırılan Camlı Köşke yerleşti.

1930'da Atatürk'ün isteğiyle Fethi Okyar'ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası'na giren Makbule Hanım, birkaç ay sonra parti kapatılınca siyasetten çekildi ve 1935'de milletvekili Mecdi Boysan ile evlendi.

Makbule Atadan'ın ağabeyi Atatürk ile ilgili anıları 'Büyük Kardeşim Atatürk' (1952) ve 'Ağabeyim Mustafa Kemal' (1952) adlarıyla yayımlandı. 18 ocak 1956'da, 69 yaşındayken hayata veda etti.

Bir ayrıntı

Atatürk ölmüştü. Günlerdir yatağı başında bekleyen kızkardeşi Makbule Atadan, namazın İstanbul'da kılınmasını ve tabutun yola dini merasimin tamamlanmasından sonra çıkarılmasını istiyordu.

Hükümet, Makbule Hanım'ın isteğine uydu ve cenaze namazı nakil töreninin başlamasından hemen önce, 19 kasım sabahı 08.10'da kılındı. Namazın imamlığını, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Prof. Şerefeddin Yaltkaya yaptı.

Namaz 'Allahu ekber' yerine Türkçe olarak 'Tanrı uludur' sözleriyle başladı ve selamlar 'Esselamu aleykum' yerine 'Esenlik üzerinize olsun' diye verildi.

Dört dakika süren namazdan sonra tabut, generaller tarafından saray avlusuna çıkarılarak top arabasına yerleştirildi. Namazı kılanlar arasında saray personeli, yakınları, bazı generaller ve diyanet görevlileri de vardı.

Günün diğer önemli olayları

1778: İngiliz kaşif James Cook, Hawaii'ye ulaştı.
1886: Kadınlar, 'Şukufezar' dergisinde 'saçı uzun aklı kısa' deyimine karşı mücadele başlattı.
1910: Çırağan Sarayı yandı. Saray 1865'te Sultan Abdülaziz tarafından inşa ettirilmişti.
1919: Birinci Dünya Savaşı'nda yenik düşen devletlerle anlaşmalar yapmak üzere, İtilaf Devletleri temsilcilerinin oluşturduğu Paris Barış Konferansı açıldı. Avrupa'nın haritası yeniden çizildi.
1927: Lozan Antlaşması, Amerikan Senatosu tarafından reddedildi.
1931: Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışmasını, Naşide Saffet Hanım kazandı.
1944: 'Trak' adlı yolcu vapuru, Çanakkale'den Bandırma'ya giderken kayalara bmüzikerek battı: 24 kişi öldü.
1946: 'Madame Butterfly' operası, Ankara'da sahnelendi.
1982: Tarihçi Prof.Dr. Enver Ziya Karal, 76 yaşında hayata veda etti.
1989: Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, 'Günaydın' gazetesinden sonra Gelişim Yayınları'nı da satın aldı.
1991: Hükümet, TBMM'den gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışında görevlendirilmesi ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması konusunda yetki aldı.
1992: Klasik Türk müziği bestecisi Yesari Asım Arsoy, 92 yaşında İstanbul'da yaşamını yitirdi.
 




19 Şubat

 

ABD'li yazar Edgar Allan Poe, 1809 yılında Boston'da dünyaya geldi.

19 ocak 1809'da Boston'da dünyaya gelen ve üç yaşında anne-babasını kaybeden Poe'nun yaşamı hiç kolay olmamıştı. Bir aile tarafından evlat edinilen Poe'nun huzursuz ruhu ve uygun sayılmayana olan ilgisi, bir gölge gibi yaşamı boyunca onu izledi.
 
Yaşadığı trajedilerin etkisiyle mi karanlık ruhları anlattı, yoksa anlattığı karanlık ruhlar yaşadığı trajedinin edebiyata yansıması mıydı bilinmez ama trajedinin, yaşamının her evresinde onu bir şekilde pençesine adığı kesmüzik.
 
Gençlik çağlarındaki asi davranışlarından dolayı eğitimini tamamlayamayan Poe, önce kumar oynadığı gerekçesi ile üvey babasınca üniversiteden alındı, ardından girdiği askeri okul West Point'ten atıldı.
 
Tam yaşamında huzur ve denge aradığı dönemde kuzeni Virginia ile karşılaştı ve ona aşık oldu. Büyük aşkı evlilikle sonuçlanmışsa da Virginia'nın vereme yakalanması ve ölümü Poe'yu hızla alkole ve delilik nöbetlerine sürükledi.
 
Bu dönemde yazdığı birçok eseri dünya edebiyatının unutulmazları arasına girdi. Poe, eşinin ölümüne ancak yedi yıl dayanabildi ve 7 ekim 1849'da 40 yaşındayken Baltimore-Maryland'de hayata veda etti.
 
Edgar Allan Poe, eserlerinde korkuyu alışılmadık bir biçimde ele alır. Korku çirkin yanı ile değil ürpertici yanı ile adeta okurun karşısına dikilir. Mistizm, reenkarnasyon ve günahını çekme eserlerinin ortak özelliğidir.
 
Hikayeleri, şiirleri ve özellikle 'Arthur Gordon Pym'in Maceraları', 'Kızıl Ölümün Maskesi', 'Morgue Sokağı Cinayeti' ve 'Siyah Kedi' en önemli eserleri arasındadır.
 
Günün diğer önemli olayları
 
1736: Buhar makinesinin mucidi ve güç birimine adı verilen James Watt, İskoçya'da dünyaya geldi.
1945: Türkiye'de Deutsche Bank ve Deutsche Orient Bank faaliyetlerini durdurdu ve tasfiye hazırlıklarına başladı.
1950: Çin önderi Mao Zedong, Ho Şi Minh'in önderliğindeki Kuzey Vietnam'ı tanıdı.
1960: İsveç'in Başkenti Stockholm'den Ankara'ya gelen İskandinav Havayolları'na (SAS) ait yolcu uçağı Esenboğa Havaalanı yakınlarında düştü: 42 kişi öldü.
1966: Hindistan'da Nehru'nun kızı İndra Gandhi, başbakan oldu.
1969: Prag'da Jan Palach adındaki öğrenci, Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgalini protesto için kendini yaktıktan üç gün sonra öldü. Prag'da protesto gösterileri düzenlendi.
1970: 'Beyaz Kelebekler' müzik topluluğunun üç elemanı, Adapazarı yakınlarında geçirdikleri trafik kazasında öldü.
1975: Arkeolog Arif Müfit Mansel, İstanbul'da vefat etti.
1978: Sinema sanatçısı Feridun Çölgeçen hayatını kaybetti.
1982: Siyaset tarihçisi ve yazar Profesör Ahmet Şükrü Esmer hayata veda etti.
1998: Kenan Şeranoğlu, Titan Saadet Zinciri adı altında 30 bin kişiden 8.6 trilyon lira topladı. 15 haziranda Şeranoğlu ile aralarında babasının da bulunduğu yedi sanık dolandırıcılıktan çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi.
2000: Türk sanat müziği şarkıcısı Sevim Çağlayan, İstanbul'da hayatını kaybetti.
2004: Kazancı Bedih adıyla bilinen Gazelhan Bedih Yoluk, soba zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetti.
2005: 'Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600' sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanat Akademisi'nde (Royal Academy of Arts) açıldı.
 



20 Şubat

 

İtalyan yönetmen Federico Fellini, 1920'de Rimini'de doğdu.

Federico Fellini 20 ocak 1920'de Rimini'de doğdu. İlkokulda eğitimini, Rimini'de San Vicenzo Rahibeleri'nden aldı. 10 yaşındayken evden kaçıp bir sirke girdi.

1938'de üniversiteye kaydını yaptırdı fakat derslere devam etmek yerine, mizah dergisi '420' ve resimli roman dergisi 'Avventuroso' için çalışmaya başladı. 1939'da Roma'ya gitti ve karikatür sanatçısı olarak çalıştı.

1939-1940 yılları arasında radyo oyunları ve filmler için espriler yazdı. 1943'de İtalyan oyuncu Giulietta Masina ile evlendi. 1944'de Roberto Rosselini ile birlikte 'Roma Açık Şehir' filminin senaryosu üzerine çalıştı.

1946-1952 yılları arasında senaryo yazarı ve yönetmen yardımcısı olarak Roberto Rosselini, Alberto Lattuada ve Pietro Germi ile çalıştı. 1950'de ilk filmini Lattuada ile birlikte yönetti.

Başarılı sinema kariyeri boyunca En İyi Yabancı Film dalında yedi kez Oscar'a aday oldu, dördünü kazandı. 1993'de meslek yaşamında gösterdiği başarı için özel bir Oscar'la onurlandırıldı. 31 ekim 1993'de Roma'da hayata veda etti.

Fellini, filmlerini çektikten sonra hiçbirini sinema salonlarına gelip izlemezdi. Deyim yerindeyse, çekip bir kenara atardı. Bu tavrını eleştirenlere, "filmlerim bana ne uzak ne de yakındır, onlar benimdir" demişti.

Filmlerinde taşralıların hayatını, varoşları, dolandırıcıları, yalnızlığı ve sevgiyi anlattı. Yeni gerçekçilik akımında yetişti ve ilk dönemlerde bu akım içinde yer aldı. Daha sonraki filmlerinde imgelerle ve fantazilerle örülü bir anlatım biçimine geçti.

Kendini tanımlamasını istediklerinde, "sorumsuz, cahil, düzeltilmez, geveze" tabirlerini kullanırdı. İlginç özelliklerinden biri de rüya defteri tutmasıydı. Bu defterde filmlerini eskizliyor, planlar yapıyordu. Bu durum prodüktörleri endişelendirirken, eleştirmenleri şaşırtıyor, izleyiciyi ise memnun ediyordu.

Liseye kadar olan öğrenimini 'Amarcord'da tamamladı. Sonradan lise öğrenimi için, "sınıfta çok şey öğrenmesem bile, çok eğlendim" diyecek olan yönetmen, 'Amarcord'un kendine gözlem yeteneğini kazandırdığını söylemişti.

Fellini Fellini'yi anlatıyor...

"Bir düş görüyorum ya da gözlerim açık, hayal kurduğum bir şeyin beni alıp götürmesine izin veriyorum ve daha sonra, bir sözleşme imzalayarak, biraz tahta, iki güzel kız ve bir çift projektör ile bu fantazmı somutlaştırmayı başarıyorum. Tıpkı benim yaptığım gibi yaparak, uyuklayarak ya da hiç bir şey düşünmeyerek herkes bu fantazmı görebilecektir. Yaratma macerasında bizi kim yönetiyor, bütün bunlar nasıl olup bitiyor? Bizim içimizde gizlenmiş birine ya da bir şeye duyulan inançla, bizi tanımayan bu yanımıza güvenerek, onu kendi haline bırakarak yardımcı olduk. Bu güven duygusunda sanıyorum ki, dinsel duygu görülebilir."

"Sahip olduğum araçları kesin bir biçimde uygulayarak aldatmamamın yetinmem*min, tanıklık etmenin sorumluluğunu duyuyorum. Zorunlu kalınca vazgeçmem*k. Bunun yanısıra sanatsal ifadenin oyuna benzer bir yanı olduğunu da hiç unutmamak. Nesneler belli bir bakış açısı ile bakılmasını önerirken, başkalarına küçücük bir iyi ya da kötü hali iletirken, insanları fantazinin oyunlarına katılmaya çağırırım."

"Belli bir tarihte bizim kuşağın başına geleni anlamaya çalışıyorum. Öyle ya, birdenbire gençlere bilemediğim mutlak gerçeklerin habercileri gözüyle bakılmaya başlandı. Gençler, gençler, gençler... Sanki bu kişiler uzay gemisinden çıkmışlar... Her şeyi biliyorlar, ne olursa olsun onlara bir şeyler söylemenin gereği yok, cehaletimizle onları rahatsız etmeyelim."

"Bir şey hakkında fikrimin sorulmasını, Humphrey Bogart'ı, küçük sınavları, resim sergilerine davet edilmiş olmayı, genel provaları, el yazmalarını, çayı, papatya çayını, havyarı, her şeyin ilk gösterim öncesi gösterimini, özdeyişleri, gerçek insanı, gençlerin filmlerini, teatrallığı, ateşli çalışmayı, soruları, krep süzeti, güzel manzaraları, para yardımını, siyasal filmleri, psikolojik fimleri, tarihsel filmleri, kepenksiz pencereleri, bağlanmayı ve bağlanmamayı, ketçabı sevmem."

Gününü diğer önemli olayları

1793: Fransa Kralı XVI. Louis giyotinle idam edildi.
1895: Darülaceze kuruldu.
1918: Midilli Kruvazörü, İmroz açıklarındaki mayınlara çarparak battı. Birinci Dünya Savaşı'nın başında, İngiliz filosunun izlediği Almanların Goeben ve Breslau gemileri Çanakkale Boğazı'ndan geçmiş ve ilkine Yavuz ikincisine Midilli adı verilmişti.
1918: Gazi Ahmet Muhtar Paşa öldü.
1921: TBMM'nin oluşumunun ardından, 23 maddelik ilk anayasa olan 'Teşkilatı Esasiye' kabul edildi.
1947: Fransa'da Charles De Gaulle, politikadan çekildiğini açıkladı ve görevinden istifa etti.
1949: Gazeteci ve yazar Burhan Cahit Morkaya öldü.
1956: Varlık dergisi Roman Armağanı'nı, Yaşar Kemal, 'İnce mem*d' romanıyla kazandı.
1957: Şair Ziya Osman Saba, 47 yaşında hayata veda etti.
1961: Londra Konferansı'nda Kıbrıslı Rumlar, federal yönetim tezini reddetti. Bunun üzerine Kıbrıs Türk toplumu temsilcileri konferanstan çekildi.
1989: Samsunspor kafilesi, Malatyaspor ile yapacağı lig maçına giderken kaza geçirdi: Üç kişi öldü.
1989: Asil Nadir, Günaydın gazetesi ve Gelişim Yayınları'ndan sonra Güneş gazetesini de satın aldı.
1993: ABD'li aktris Audrey Hepburn, hayatını kaybetti.
1994: Devlet Sanatçısı Bedia Muvahhit, 97 yaşında İstanbul'da vefat etti.
1995: Yeraltı dünyasından Dündar Kılıç'ın kızı ve Alaattin Çakıcı'nın eski eşi Uğur Kılıç, Uludağ'da öldürüldü.
2000: Yargıtay, Gazeteci Metin Göktepe'yi gözaltında öldürdükleri gerekçesiyle 7 yıl 6'şar ay ağır hapis cezasına çarptırılan altı sanık polisten beşinin cezasını onadı, sanıklardan Emniyet Amiri Seydi Battal Köse'nin cezasını ise esastan bozdu.
 




21 Şubat

 

Sovyet Devrimi'nin mimarı Vladimir İliç Lenin, 1924 yılında hayatını kaybetti.

22 nisan 1870'te Simbirsk'te, Rusya'nın prestijli ailelerinden Ulyanov'ların üçüncü çocukları olarak dünyaya geldi. Mutlu bir çocukluk geçirdi.

İlk eğitimini annesinden aldı, piyano çalmayı öğrendi. Dokuz yaşında Simbirsk Gymnasium'una gönderildi.

Okulda, ileride olacağı gibi, hep liderdi. Bu özelliğiyle ilgili kız kardeşi Anna'nın hatıralarında, baba Ulyanov'un küçük oğlu Vladimir'in her şeyi kolayca öğrenebilmesinden endişe duyduğu ve onun ileride sistemli ve ciddi çalışmayı öğrenemeyeceğinden korktuğu yazar.

Ağabeyi Alexander, Çar III. Alexander'a karşı giriştiği başarısız suikasttan sonra 1887'de idam edildi. Ağabeyi ve arkadaşlarının yaptığı eylem ülkede büyük ses getirdi ve üniversitelerde çarlık rejimine karşı sesler yükselmeye başladı.

Aynı yıl Kazan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Üniversitede öğrenciler tarafından yapılan eylemlerin elebaşını arama çalışmaları sırasında eylemciler arasında Ulyanov soyadının bulunması tutuklanmasına ve okuldan atılmasına yetti.

Üniversiteden ayrıldıktan sonra entelektüel yanını geliştirmek için çok çalıştı. 19'uncu yüzyılda yaşamış Rus aydınların, ülkenin geleceğiyle ilgili fikirlerini incelemeye ve onların eserlerini okumaya başladı.

1890'da Hukuk Fakültesi'ne yeniden kabul edildi ve 1891'de okulu birincilikle bitirdi. 1892'de St. Petersburg'da avukat olarak işe başladı. 1893-1895 yılları arasında devrimci çalışmalar yaptı. Nisan 1895'te bir grup devrimci arkadaşının da desteğiyle Avrupa'ya gitti.

Paris'te Çalışan Sınıfın Özgürlüğü grubuna başkanlık eden Plekhanov ile görüştü ve onu devrimci fikirlerinden yararlandı. Aynı yıl Rusya'ya geri döndü, fakat tutuklanıp 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1897'de Sibirya'ya sürgüne gönderildi.

1899 yılında ilk makalesini 'Lenin' takma adıyla yazdı. Adını değiştirmesinin nedeni devletin tepkisini daha fazla üzerine çekmem*k ve kardeşinden beri devam eden Ulyanov soyadına karşı oluşan aşırı şüpheleri artırmamaktı.

1898'de Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurulu. 1903'de parti Lenibn'in başkanlığındaki sert solcular olan Bolşevikler ve Axelrod'un başkanlığını yaptığı ılımlı solcu Menşevikler olarak ikiye ayrıldı. İki grup da Marksist akımın güçlenmesi için çalışmalar yaptı.

1905'de Menşeviklerin çalışmaları sonucunda daha iyi çalışma koşulları isteyen işçiler ayaklandı. Kanlı Pazar olarak bilinen günde binlerce işçi öldürüldü ve ayaklanma bastırıldı. Bu olaydan sonra Çar II. Nikola, Rus Meclisi'ni (Duma) açmak zorunda kaldı.

1917 devrimlerinin ilki 8 mart 1917'de Kadınlar Günü'nde işçi kadınların sokaklara dökülmesiyle başladı. Diğer işçilerin de katılmasıyla isyan büyüdü. Polis ve askeri kuvvetler de isyanı bastırmaya yanaşmayınca Çar II. Nikola 15 mart 1917'de tahttan çekildi.

Çar çekildikten sonra Rusya'yı liberal görüşlü Geçici Hükümet yönetmeye başladı. Hükümetin ana kadrosunda Menşevikler ve Sosyal Devrimciler bulunuyordu. Bu sırada Bolşevikler devrimle çok fazla ilgilenmiyor görünüyordu.

1900'de sürgünden dönüp 17 yılını Batı Avrupa'da geçiren Lenin, 16 mart 1917'de Rusya'ya döndü. Lenin'in dönmesiyle Bolşevikler yönetimi ele geçirmek için faaliyetlere başladı. Hükümetin başarısızlığı halkın güvenini kırdı ve Bolşevikler popüler oldu.

6 kasım 1917'de Bolşevikler iktidarı ellerine aldı. Parti hemen çaılşmalara başladı. Lenin tarafından hazırlanan parti programı dört nokta içeriyordu: Birincisi aç olanlara yiyecek, ikincisi köylülere toprak, üçüncüsü Sovyetlere iktidar ve sonuncusu Almanya ile barış.

Parti bu dört noktayı çok hızlı bir şekilde hayata geçirdikten sonra iktidarı korumak için ÇEKA ve Kızıl Ordu kuruldu. Bolşeviklerin faaliyetlerine karşı oluşan tepkiler Menşevikler tarafından da desteklenerek Rusya'da iç savaş çıkmasına sebep oldu.

Savaş müttefikler tarafından da yakından izlendi. Hatta Avusturya, Almanya ve Japonya Menşevikleri desteklediler. Ancak 1922'de sona eren savaşı Bolşeviklerin kazanmasını ve Lenin'in düşlediği gibi Bolşevik diktatörlüğünün ülkeyi yönetmesine engel olamadılar.

Siyasi bir lider olduğu kadar bir siyaset filozofuydu. Rusya'nın içinde bulunduğu durum ve öne sürülen çözümlerin işe yaramayışı Lenin'i daha radikal eğilimlere yöneltmiş ve acı içinde kıvranan halkın ancak komünist bir yönetimle kurtulabileceğine inandırmıştır.

Lenin'e göre uğruna yaşanacak tek şey gelecek nesildi. Komünizm ise gelecek nesli bugünün adaletsizliklerinden ve eşitsizliklerin kurtarabilecek tek formüldü. Lenin başa geldiğinde tam anlamıyla mahvolmuş bir ülke ile karşı karşıyaydı.

Klasik Marksizm'e göre komünizm tarihteki gelişmelerle ortaya çıkan bir sürecin ürünüdür. Marx'a göre tarihsel gelişme özel mülkiyetin gelişmesiyle ve iş bölümünün belirginleşmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Buna göre Marx tarihi beş ana mülkiyet aşamasına ayırır.

Bunlar: Komünal mülkiyet, antik toplumsal mülkiyet, feodal mülkiyet, kapitalist mülkiyet ve komünizmdir. Komünizm devresinin başlaması için kapitalist düzenle ezilen bir proletarya sınıfının olması ve onların kapitalist düzeni devirmeleri gerekmektedir.

Rusya'da durum Marx'ın öngördüğünden tamamen farklıydı. Ezilen halkın büyük çoğunluğu köylülerdi, işçi sınıfı yok denecek kadar azdı. Devrimi yapanlar da entelektüel olarak yetişmiş eğitimli insanlardı.

Böyle bir ortamda Leninizm komünist devrimin eğitimli seçkin bir kesim tarafından yönetilen ele başı bir parti tarafından yapılıp yönetilebileceğini öngörür. Çünkü proletarya, kapitalist sınıf tarafından ezildiğinin farkında değildir. Bunu sağlamak partinin görevidir.

Lenin'e göre parti demokratik merkeziyetçiliğe uygun olarak yapılanmalıdır. Demokrasiye göre parti içindeki hiyerarşiye göre bütün birimler özgürce tartışabilmeli, kendilerinden yüksek birimlere önerilerde bulunabilmelidir.

Merkeziyetçiliğe göre ise parti tam bir disiplin içinde çalışmalı ve alt seviyedeki birimler üst seviyedekilerin kararlarına uymalıdır. Kısaca 'tartışma özgürlüğü hareket bütünlüğü' sağlanacaktır.

Lenin Rusya'yı yeniden yaratmaya kararlıydı. Bunu başarmak için tam örgütlenmeyi sağlamanın gereğine inanıyordu. 1918 yazında yaptığı bir konuşmada 'her şeyi düzenlemeliyiz, her şeyi ellerimize almalıyız' diyerek otokratik fikirlerini gözler önüne sermiştir.

Devrimi tek bir ulus için değil bütün dünya için planlamıştı: "Dünya devrimine temel olması için devrimi tek bir ulusta yaptık. Şaşmaz ve bilimsel olan bu öğretinin (Marksizm) tek doğru yorumlayıcıları ve sahipleri biziz. Amacımız bunu bütün dünyaya yaymaktır."

Bu amacını gerçekleştirmek için 1919'da Commintern'i kurdu. Avrupa'nın bir yıl içinde tamamen komünist düzene geçeceğini düşünüyordu. Düşündüğü gibi olmadı, Commintern ajanlarının tüm çalışmalarına rağmen komünist hareketler sınırlı kaldı.

Yeni kurulan Rusya için diğer devletler tarafından tanınmak da önemliydi. Lenin diplomatik tanınmayı gerçekleştirmek için 1921 yılında İngiltere ile bir ticaret anlaşması yaptı.

1922'de Almanya ile Rapallo Anlaşması'nı imzalayarak iki devlet arasındaki ticari ve diplomatik ilişkileri yeniden düzenledi. 1924 yılına gelindiğinde İngiltere, Fransa, İtalya, Çin ve çok sayıdaki başka devletler Rusya'daki Bolşevik rejimini tanıdılar.

Vladimir İliç Lenin, 30 yıllık kariyerinde yüzlerce kitap, binlerce makale ve mektup yazdı. 'Bütün Eserleri'nin (Collected Works) beşinci baskısı 1965'de yapıldı. Eserin içinde 9 binden fazla doküman vardır.

Günün diğer önemli olayları

1522: Rodos feth edildi.
1774: Padişah III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1946: İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951: Ankara'ya, Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi geldi.
1952: Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve bin 252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1961: Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un 'Hacıyatmaz' isimli oyunu sahnelendi.
1983: Yazar Kemal Bilbaşar, 73 yaşında hayatını kaybetti.
1985: Yazar Oktay Arayıcı, 49 yaşında yaşama veda etti.
1985: 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1996: Filistin'de ilk kez yapılan devlet başkanlığı seçiminde Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
 



22 Şubat

 

İngiliz devlet adamı ve filozof Francis Bacon, 1561 yılında doğdu.

Kraliçe 1. Elizabeth'in adalet bakanı Sir Nicholas Bacon'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Her ne kadar ünü babasınınkini gölgede bıraksa da, babası Sir Nicholas Bacon da sıradan biri olmaktan çok öte, döneminin ünlü isimlerindendi.

Trinity College'da skolastik felsefeyle tanıştı ve skolastik felsefeye karşıt görüşlerinin tohumları burada atıldı. 1576'da hukuk okumaya başladı.

Fransa'daki İngiliz elçisinin yanında çalışması için bir teklifi üzerine okulu yarıda bırakarak Paris'e yerleşti.

Felsefeye olan aşkının iyice filizlenmeye başladığı bu yıllarda, 1579'da babasının vefat haberini aldı. İngiltere'ye döndüğünde yapabileceği tek şey hukuk öğrenimine devam etmek oldu. Öğrenimini tamamladıktan sonra avukatlık yapmaya başladı.

Çocukluğundan beri alıştığı lüks yaşama özlem çekiyordu, bu yüzden avukatlık yaparken bir taraftan da siyasi bir kariyer için çalıştı. Bu çabaları sonucunda 1584'de parlementoya seçildi.

Es Kontu'yla yakın arkadaşlığı vardı. Fakat arkadaşlıkları, kontun Kraliçe 1. Elizabeth'i devirmek üzere kurduğu planlar nedeniyle bozuldu. Kraliçeye olan bağlılığını belirten Bacon, uzun süre arkadaşını fikirlerinden döndürmeye çalıştı.

Kraliçeye yapılan başarısız bir suikast girişiminden sonra Es Kontu tutuklandı. Bacon'ın da çabalarıyla salıverilen kont, daha sonra kraliçeyi devirmek için yeni bir girişimde bulundu. Bu sefer tutuklandığında, suçlu bulundu ve idam edildi.

Bu sırada Bacon'ın yıldızı parlamaktaydı, her ne kadar Es Kontu'yla olan ilişkileri sonucu onu hayatı boyu tehdit edecek düşmanlar edinmiş olsa da, kraliçeye olan bağlılığı hiç kuşkusuz ona kariyer açısından büyük fırsatlar verdi.

1603'de kraliçenin veliahtı olarak I. James tahta geçince hızlı bir şekilde önemli mevkilere geldi. Önce Sir unvanı aldı, sonra 1606'da başsavcı, 1618'de ise İngiltere Başyargıcı oldu. Kariyerinin zirvesindeyken, çöküş kapıyı çaldı.

1621'de rüşvet suçuyla tutuklanıp yargılandı. Suçlu bulundu ve hapis cezasına çarptırıldı. Hapishanede fazla kalmadı ve salıverildi, fakat parlemento veya herhangi bir politik konumda bulunması bundan sonra imkansızdı.

Siyasetten kopan Francis Bacon, hayatının geri kalan yıllarını felsefi düşüncelerine adadı. 1626 yılında hayata veda etti. Ölümünün zatürree yüzünden olduğu varsayılıyor.

Bacon'ın felsefesinin merkezinde bilim vardır. Bilimin insanları aydınlatma ve geliştirme işlevini öne çıkarmıştır. Ona göre bilim, doğanın özüne yönelmelidir. Doğayı deneyle kavramaya çalışmıştır.

Pragmatizm ile sonuçlanacak olan deney temeline dayanan İngiliz felsefesinin ilk tohumlarını atmıştır. Yapıtlarıyla bilimin ve felsefenin gelişimini göstermiş, doğa ve akıl arasında bir bağ kurulabileceği fikrini yerleştirmiştir.

Her ne kadar zaman zaman tanrıtanımazlıkla suçlanmış olsa da, ateizme karşı olduğunu açık bir şekilde belirtmiştir. Felsefesi seküler bir temelde, fazlasıyla akılcı bir biçimde yükselirken ve eserlerinde dinbilime çok da değer vermezken, belki de okuyucularını şaşırtacak fikirlerini sunar din ve Tanrı üzerine: "Bu evrensel çerçevenin başıboş olduğunu düşünmektense, kutsal efsanelere inanırım, daha iyi. Az felsefe, insan zihnini tanrıtanımazlığa götürür, ama felsefede derinlik, insanların zihinlerini dine döndürür."

Günün diğer önemli olayları

1517: Osmanlı ordusu, Ridaniye Savaşı'nda Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1901: Britanya Kraliçesi Victoria 82 yaşında öldü.
1905: Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin kışlık saraya dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1932: İlk Türkçe Kuran, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camisi'nde okundu.
1949: Çin'de Mao Zedung, Kızıl Ordu ile Pekin'e girdi.
1972: Brüksel Antlaşması imzalandı. Antlaşma İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Norveç'in, 1 ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üye olmalarını öngörüyordu.
1987: Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1989: Sovyetler Birliği'nde ilk kez Uluslararası Güzellik Yarışması düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1996: Şair Ercüment Uçarı, İstanbul'da hayatını kaybetti.
1996: Özgürlük ve Dayanışma Partisi kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç.Dr. Ufuk Uras seçildi.
2000: Ankara Dokuncu Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı, beraat etti.
 




23 Şubat

 

Ressam Salvador Dali, 1989 yılında 84 yaşındayken İspanya'da hayatını kaybetti.

Salvador Dali'nin yaşamı

Dali Bize Ne Anlatıyordu

Dali Resimleri İstanbul'da

Dali Resimleri

****************************
Salvador Domingo Felipe Jacinto Dali Domenech, 1904 yılında İspanya'nın Figueres kentinde doğdu. Altı yaşındayken menenjitten ölen erkek kardeşinden üç yıl sonra dünyaya gelmişti. 1973'de şöyle yazacaktı:

"Doğar doğmaz, tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için."

20'nci yüzyılın en büyük resim ustalarından biri kabul edilen Dali'nin çizime olan yatkınlığı ve düş gücü küçük yaşlardan itibaren kendini gösterdi.

Figueres Belediyesi Sanat Okulu'nda eğitim gördüğü dönemde Miguel Angel, El Greco, Velazquez, Leonardo, Goya ve hayran olduğu diğer ressamların makalelerinin yer aldığı 'Studium' dergisinde çalıştı.

1921 yılında Madrid’e taşındı. Eğitimine 1926 yılında Madrid Güzel Sanatlar Akademisi'nde devam etti. Ancak bir süre sonra, isyankar kişiliği nedeniyle bu okuldan uzaklaştırıldı.

Yurtta kaldığı dönemde pek çok ilerici projeye beraber imza atacakları yakın dostları ozan Federico Garcia Lorca ve sinemacı Luis Bunuel'in de bünyesinde yer aldığı sanatçı ve yazarlardan oluşan '27 Kuşağı'na katıldı.

İlk kişisel sergisinde 'Venüs ve Denizci', 'Babamın Portresi', 'Arkadan Bir Kız' gibi Vemeer ve Kübist etkilerin görüldüğü eserleri yer aldı. 1927 yılında Bunuel ile ilişkisinin meyvesi olarak 'Endülüs Köpeği' (Un Chien Andolou) filminin senaryosunu kaleme aldı.

1930’lu yılların başında Paris'te katılmış olduğu Sürrealist hareketten, kısa bir süre sonra dikbaşlılığı ve isyankar kişiliği nedeniyle dışlandı.

Bu süre içinde kendisini Sürrealizm'in en büyük temsilcilerinden biri haline getirecek olan 'Büyük Masturbasyoncu', 'Seksepal Görüntü', 'Hüzünlü Oyun' ve 'Belleğin Azmi' gibi yapıtlara imza attı.

1929 yılında Gala lakabıyla tanıdığı ve o günden itibaren modeli ve hayat arkadaşı olacak genç Rus Helena Diakonova ile tanıştı.

İkinci Dünya Savaşı'nın başladığı yıllarda bir süre için Gala ile birlikte, Realist stilde büyük başarılar elde edeceği Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşti. 'Salvador Dali'nin Gizli Hayatı' başlıklı bir kitap yazdı. Sinema, tiyatro, opera ve bale için uğraştı.

1940'larda 'Kızarmış Bacon ve Yumuşak Otoportre', 'Ekmek Sepeti', 'Atomik Leda' ve 'Portlligat'lı Madonna' gibi önemli yapıtlarla dikkati çekerek dönemin ünlü ressamlarından biri haline geldi. 1948'de Avrupa’ya geri döndü.

1950'lerde, 1989 yılında ölümüne dek savunduğu, 'Yansıtma ve Derinleşme Üzerine Paranoyak Eleştiri' metodunu geliştirdi. 1950'li ve 1960'lı yılarda eserlerinin büyük bir çoğunluğunun konusunu din, tarih ve fen bilimleri oluşturuyordu.

Yapıtlarının büyük bir bölümü büyük boyutluydu. Bu yıllar içerisinde 'Cristo de San Juan de la Cruz', 'Galatea de Las Esferas', 'Corpus Hipercubicus', 'Amerika'nın Kristof Kolomb Tarafından Keşfi' ve 'Son Yemek' gibi çok tanınan yapıtlarını verdi.

1960'larda Los Angeles, New York Modern Sanatlar Müzesi, Rotterdam, Dali Cleveland Müzesi, Paris, Londra Tate Gallery, Madrid Çağdaş Sanatlar İspanyol Müzesi, Barcelona Pedralbes Sarayı gibi sanat merkezlerinde antolojik sergileri yer aldı.

1970'lerde ise Dali'nin kurduğu ve açılışını yaptığı, Figueres'de bulunan Teatro-Museo Dali'de içlerinde ilk sürrealist eserlerinden, hayatının son yıllarına kadar gerçekleştirdiği diğer yapıtlara uzanan, çoğunun sergilendiği bir koleksiyon yer almaktadır.

Freud'un içten ve ve fanatik olarak tanımladığı, Dali'nin gözleri; hep büyüleyici bir dünyayı keşfediyordu. Dali hiçbir zaman taptığı esin perisi Gala'dan ayrılmadı, eve kendine duyduğu ihtiyaçtan daha fazla bir ihtiyaçla ona bağlıydı.

Uzun bir süre Portlligat'da yaşadıktan sonra eşi Gala'nın ölümünün ardından, yaşamının bir bölümünü Pubol Kalesi'nde geçirdi. Pubol Şatosu'ndaki yangından kurtulduktan sonra 23 ocak 1989'da Figueras hastanesinde, 84 yaşında hayata veda etti.

Cesedi ilaçlandı ve Figueras'daki müzesine hakim olan dev kubbenin altına gömüldü. Ölümünün ardından tüm varlığını ve koleksiyonunu İspanya devletine bıraktı.

Günün diğer önemli olayları

1913: Kamil Paşa hükümeti, İttihat ve Terakki yanlılarınca devrildi. Yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1941: Birinci Türk Karikatür Sergisi İstanbul'da açıldı.
1961: Dolandırıcılık olaylarıyla ünlenen Sülün Osman, Zeytinburnu'nda kumar oynarken yakalandı.
1973: Vietnam'da ateşkes ilan edildi.
1978: Türkiye Birinci Kömür Kongresi Zonguldak'ta yapıldı.
1990: Kızıl Ordu, 41 yıl sonra Macaristan'dan ayrıldı.


24 Şubat

 

Gazeteci ve yazar Uğur Mumcu, 1993'de otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu katledildi.

Uğur Mumcu, 1942 yılında Kırşehir'de doğdu. 1966'da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi, sonra aynı fakültede asistan oldu. 1974'de asistanlıktan ayrılarak yazarlığa başladı.

İlk yazıları 1962'den itibaren 'Yön', 'Türk Solu', 'Devrim', 'Ant', 'KIM' gibi dergilerde yer alan Mumcu'nun, 1968-69-70 yıllarında 'Akşam', 'Milliyet', 'Cumhuriyet' gazetelerinde zaman zaman çeşitli konularda inceleme yazıları da yayımlandı.

Köşe yazarlığına 1974 yılında haftalık 'Yeni Ortam' dergisinde başladı. Daha sonra çalışmaya başladığı Anka Ajansı'nda 1975 yılından itibaren Cumhuriyet'e de köşe yazıları yazdı. 1977'den sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı.

'Gözlem' başlıklı köşesinde 1991 yılının kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 6 kasım 1991'de İlhan Selçuk ve yaklaşık 80 Cumhuriyet çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı.

1 şubat - 3 mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet'te yazan Mumcu, Cumhuriyet'teki yönetim değişikliği üzerine 7 mayıs 1992'de gazetesine geri döndü. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu, 24 ocak 1993'de uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

'Sakıncalı Piyade', 'Suçlular ve Güçlüler', 'Mobilya Dosyası', 'Bir Pulsuz Dilekçe', 'Büyüklerimiz', 'Çıkmaz Sokak', 'Tüfek İcad Oldu', 'Silah Kaçakçılığı ve Terör', 'Liberal Çiftlik', '12 Eylül Adaleti', 'Terörsüz Özgürlük', 'Rabıta', 'Söz Meclisten İçeri', 'Papa-Mafya-Ağca', 'Devrimci ve Demokrat', 'Sosyalizm ve Bağımsızlık', 'İnkılap Mektupları' ve 'Kürt Dosyası' gibi roman, oyun ve inceleme kitaplarına imza attı.

25 ağustos 1975 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde aşağıdaki yazıyı yazmıştı.

Sesleniş

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi...

Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım unutma bizi...

Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...

Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acımaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu, insanlık sustu.

Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık önlerine. sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

Giresun'daki köylüler, sizin için öldük. Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğudaki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler sizin için öldük. Adana7da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.

Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi...

Bağımsızlık, Mustafa Kemal'den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.

Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...

Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komunist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha dik tutabilmekti bütün çabamız. bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.

Vurulduk ey halkım unutma bizi...

Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eli değmemişti ellerimiz. bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi...

Bizi öldürenler , bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi...Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi., hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...

Günün diğer önemli olayları

1921: Ankara-Sivas demiryolunun inşasına ilişkin yasa TBMM'de kabul edildi. Hattın inşası 1930 yılında tamamlandı.
1921: Çerkez Ethem'in güçleri dağıtıldı.
1946: Cumhuriyet Halk Partisi Sanat Ödülü'nü '35 Yaş' şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1946: BM, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu'nu kurdu.
1955: Zonguldak'ta, Ereğli Kömür İşletmelerine bağlı Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 madenci öldü, 19 madenci yaralandı.
1958: Türkiye'de modern cerrahinin kurucusu İstanbul'un eski belediye başkanı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Cemil Topuzlu, İstanbul'da 90 yaşında öldü.
1959: İstanbul Küçükyalı'da Neşe Sineması çöktü: 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1961: Yassıada duruşmalarında Başsavcı Altay Ömer Egesel, Adnan Menderes'in idamını istedi.
1962: Yazar ve şair Ahmet Hamdi Tanpınar 61 yaşında hayatını kaybetti.
1963: Çatalca'da kara saplanan trenle ilgili haber yapmak için 23 ocakta gazetelerinden ayrılan Hürriyet gazetesi yazarı Yüksel Kasapbaşı ile foto muhabiri Abidin Behpur ve aracın sürücüsü Yüksel Öztürk'ün donmuş cesetleri, Çatalca yakınlarında bulundu.
1965: İngiliz siyasetçi Winston Churchill öldü.
1980: Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve 24 Ocak Kararları olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.
1994: Türkiye'nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001: Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, dört koruması ve şoförü, silahlı saldırıda şehit edildi



25 Şubat
 

ABD'li aktris Ava Gardner, 1990 yılında 67 yaşında hayata veda etti.

Ava Lavinia Gardner 24 aralık 1922'de ABD'nin Kuzey Carolina eyaletinde, çiftçi bir ailenin yedinci ve son çocuğu olarak dünyaya geldi.

1946'da çevirdiği ve kendisini bir seks sembolü olarak dünyaya tanıtan 'The Killers'dan önce birkaç filmde rol almıştı. 1941 yılında 19 yaşındayken, oyuncu Mickey Rooney ile evlendi ve 1943'de boşandı.

1945'de evlendiği Artie Shaw ile evliliği ise bir yıl sürdü. Daha sonra 1951'de dönemin en önemli yıldızlarından Frank Sinatra ile evlendi ve 1957'de yine boşandı. Üç evliliğinden de çocuk sahibi olmadı.

1953 yılında çevirdiği 'Mogambo' ile gösterildiği En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını 'Roman Holiday' ile aday olan Audrey Hepburn'e kaptırdı.

Eleştirmenler Ava Gardner'ın en iyi oyunculuk performansını 'The Night of the Iguana'daki Maxine Faulk rolüyle gösterdiğini söyler. Ama Gardner bu rolle Oascar'a aday bile gösterilmemiştir.

1989'da felç geçirdiğinde tüm tedavi masraflarını Frank Sinatra üstlendi. 1990'da, uzun yıllardır yalnız yaşadığı İngiltere'nin başkenti Londra'da zatürree nedeniyle hayatını kaybettiğinde 67 yaşındaydı.

Naaşı Londra'dan Kuzey Carolina'ya taşınırken yanında sadece, hayatının son döneminde onu yalnız bırakmayan bakıcısı Carmen Vargas ve Welsh Corgi cinsi köpeği Morgan vardı.

Gardner hakkında


1995'de 'Empire' dergisi tarafından en seksi 100 yıldız arasında 68'inci gösterildi.

'The Killers'da kendi sesini kullanmıştı ama daha sonra söylediği tüm şarkılar dublajdı ve bu Gardner bu durumdan iğreniyordu.

Bazı biyografilerinde doğum yeri Brogden yerine Grabtown olarak geçer.

Anne ve babası 1935 yılında, birkaç ay arayla bronşit yüzünden hayatlarını kaybetti.

'reklam Ayaklı Kontes' (The Barefoot Contessa) için öğrendiği flamenkoyu hayatı boyunca yaptı. Bazı geceler sabaha kadar durup dinlenmeden dans ettiği söylenir.

Kuzey Carolina'nın Smithfield kasabasında bir Ava Gardner müzesi bulunmaktadır.

1964'de Oxford Üniversitesi'nde 'Yüzüklerin Efendisi' serisinin yazarı J.R.R. Tolkien ile tanıştı. Her ikisi de birbirlerinin ünlü olduğundan habersizdi.

Ava Gardner, 1962'de Mercedes'in 'Martı Kanat' adı verilen 300 SL modeliyle takla attı ve aracın içinden çıkamadı. Bu olaydan sonra Mercedes, 300 SL'nin tasarımında değişiklik yaptı.

Bir keresinde şöyle demişti: "Oyunculukta tek bir kuralım vardır: Yönetmene güven ve ona tüm ruhunu ve kalbini teslim et."

Günün diğer önemli olayları

1363: Sırp Sındığı zaferi kazanıldı.
1926: Şeker, petrol ve benzin tekeli hakkında kanunlar kabul edildi.
1936: İstanbul'da vapurculuk şirketi ile bütün kabotajın Denizyolları İdaresi'ne geçmesini sağlayan sözleşme imzalandı.
1938: İzmir Telefon İşletmesi'nin hükümetçe satın alınmasına dair sözleşme Ankara'da imzalandı.
1939: Celal Bayar hükümeti istifa etti. Yeni hükümet Refik Saydam başkanlığında kuruldu.
1948: Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Kazım Karabekir öldü.
1950: Şiddetli kış nedeniyle İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da yollar kapandı, Çubuk Barajı dondu.
1970: Necmettin Erbakan 17 arkadaşıyla Milli Nizam Partisi'ni kurduğunu açıkladı.
1971: Uganda'da askeri darbe oldu. İdi Amin iktidarı ele geçirdi.
1987: 30 milyon dolara sigortalanan Muhteşem Süleyman Sergisi, Washington'daki Ulusal Sanat Müzesi'nde açıldı.
1988: Türkiye, Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi'ni imzaladı.
 



26 Şubat

 

Dünyanın en büyük elması olan 3 bin 106 kırat değerindeki Cullinan Güney Afrika'da 1905'de bulundu.

'Cullinan' adı verilen elmasın değeri yaklaşık olarak 750 bin sterlmüzik, yani yaklaşık 1 milyon 750 bin YTL. Güney Afrika'da Pretoria yakınında 1905 yılında bulunduktan sonra, posta servisiyle İngiltere'ye yollandı.

Kral VII. Edward elması görünce, "eğer yolda giderken bunu yerde görseydim, bir tekme atar geçerdim" dedi.

Dev elmas Cullinan'dan 105 parça kesildi. 530.2 karatlık en büyüğüne 'Afrika Yıldızı' ve 317 karatlık ikincisine ise 'Cullinan 2' adları verildi ve bu iki elmas şimdi İngiliz Kraliyet tacını süslüyor.

Cullinan ile ilgili şöyle bir karşılaştırma yapılabilir. Topkapı Sarayı'nda bulunan Kaşıkçı elması 86 karattır. Cullinan ilk bulunduğunda Kaşıkçı'nın yaklaşık 200 katı büyüklüğündeydi.

Dünyanın en tanınmış 22 elması arasında yer alan Kaşıkçı elmasının çevresini iki sıra ve 49 adet pırlanta kuşatır. Bu haliyle elmas, yıldızların ortasında gökyüzünü aydınlatan bir dolunayı andırır. Pırlantaların, elmasa ışık ve güzellik vermesi için II. Mahmud tarafından dizdirildiği sanılmaktadır.

Dünyanın en büyük elmaslarından biri olan 191 karatlık 'Işık Dağı' ya da 'Kuh-i Nur' adıyla tanınan elmas Hindistan'da bulunmuştur ve bugün, İngiltere Krallık Hazinesi'ndedir.

Adı Farsçada 'Işık Denizi' anlamına gelen uçuk pembe renkli ve yassı bir taş olan 'Derya-i Nur' ise, yaklaşık 185 kırat ağırlığındadır ve İran Milli Bankası'nda saklanmaktadır.

Bunlara ek olarak, 1853 yılında Brezilya'da bulunan ve 'Güney Yıldızı' adıyla tanınan 128 karatlık elmas ve 'Büyük Moğol' da dünyadaki en büyük ve en değerli 22 elmasın arasında bulunmaktadır.

Günün diğer önemli olayları

1924: Lenin'in onuruna Petrograd'ın adı Leningrad olarak değiştirildi.
1950: Hindistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1958: Klasik müzik bestecisi Bülent Arel'in Beş Sonnet adlı yapıtı ilk kez seslendirildi.
1974: Bülent Ecevit başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi - Milli Selamet Partisi koalisyon hükümeti göreve başladı.
1974: Türk Hava Yolları'nın 'Van' adlı yolcu uçağı, İzmir Cumaovası Havaalanı'nda pistin 100 metre uzağında yere çakıldı: 63 kişi öldü.
1992: 12 eylülden sonra ilk kez memur eylemi düzenlendi. İstanbul'daki eyleme 5 bin memur katıldı.
2000: İstanbul Devlet Konservatuarı'nın kurucusu Fuat Türkay İstanbul'da 93 yaşında öldü.
 


27 Şubat

 

1940'da yasallaşan Köy Enstitüleri 1954 yılında tamamen kapatıldı.

Köy Enstitüleri fikri ilk olarak 17 şubat-4 mart 1923 tarihleri arasında düzenlenen Birinci İzmir İktisat Kongresi'nde kendini gösterir.

Bu anlamda İzmir İktisat Kongresi'nde liberal ekonomi modeline uygun olarak faydacı eğitim felsefesi benimsenir.

Bunun kanıtı da, faydacı eğitim felsefesi fikrinin öncüsü John Dewey'in Türkiye'ye davet edilmesidir. Dewey, kalkınma için gerekli eğitim hamlesinin başlatılmasını, eğitim hizmetlerinin köylere götürülmesi ile sağlanabileceğini belirtmiştir.

Köye eğitim hizmeti 1936'da başlar. O tarihte 35 bin köyde ilkokul yoktur. 16 milyon nüfusun 12 milyonu köylüdür. Erkeklerin yüzde 76.7'si, kadınların ise yüzde 91.8'i okur-yazar değildir.

İlk adım 1926'da Milli Eğitim Bakanı Mustafa Nejat tarafından atılır ve Köy Muallim Mektepleri açılır. Daha sonra 1936'da deneme amaçlı başlayan Köy Enstitüleri 1940'da yasallaşarak eğitimde reform gerçekleştirilir.

1942'de Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açılır ve 1946'da enstitülerin sayıları 21'e ulaşır. Kuruluşu üzerinden altı yıl sonra programları ve dersleri değiştirilir, 1950 yılında da kapatılma sürecine girip 1954'de kapatılırlar.

1950'den sonra Marshall yardımının gelişi kapatılma süreçlerinin hız kazanmasına neden olmuştur. Bu yardım içinde Köy Enstitüleri'nden vazgeçilmesini sağlayan 12 kadar eğitim projesi vardır.

Köy Enstitülerinin başardıkları


Yüzyıllardır biriken feodal toplumun üretim ve yaşam biçimini ortadan kaldırmaya başladı.

Bilimsel ve felsefi anlamda laik eğitim başladı.

Feodal toprak rejiminin değişimi toprak ağalarının kendilerinin ortadan kaldırılma tehdidinin hissetmelerine neden oldu.

Sanayi için eğitilmiş, nitelikli iş gücü oluşmaya başladı.

Sanat, edebiyat ve bilim teknolojide olumlu beklentiler oluştu.

Demokratik toplum ve kültür için kurumsal alt yapı oluşmaya başladı.

Ataerkil toplumdan çekirdek aile toplumuna dönüş belirtilerini vermeye başladı.

Ezberci değil, analitik düşünen, sorgulayan birey yetiştiren demokratik ve üretici eğitim başladı.

Günün diğer önemli olayları

1880: Thomas Edison elektrik ampulünün patentini aldı.
1918: ABD'li romancı Edgar Rice Burroghs'un yarattığı 'Tarzan'ı konu alan ilk film, 'Gorillerin Tarzan'ı' (Tarzan of the Apes) adıyla ABD'de gösterime girdi. Aktör Elmo Lincoln, beyazperdenin ilk Tarzan'ı oldu.
1923: İzmir'e gelen Mustafa Kemal Paşa, Karşıyaka'da trenden inerek, Ege gezisine başladığı gün (14 ocak) ölen annesinin kabrini ziyaret etti.
1937: Cenevre'de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay'ın bağımsızlığı kabul edildi.
1945: Sovyetler Birliği'nin Kızıl Ordu birlikleri, Polonya'da Almanya'nın kurduğu Auschwitz ve Birkenau kamplarını ele geçirdi.
1947: Öğretim kurumları dışında din eğitimine izin verildi.
1948: İlk teyp satışa çıktı.
1967: Apollo-1 uzay aracı yandı: Astronotlar Grissom, White ve Chaffee hayatlarını kaybetti.
1973: ABD ve Vietnam ateşkes anlaşması imzaladı.
1980: Beyoğlu'ndaki tarihi Markiz Pastanesi kapandı. Markiz, 23 aralık 2003'te yeniden açıldı.
2000: Kamuoyunda, İkinci Manisa davası olarak bilinen 10'u tutuklu 14 sanığın yargılandığı ve Yargıtay tarafından iki kez usulden bozulan davada, sanıklar, 2 yıl 6 ay ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
 


28 Şubat

Ney üstadı ve hiciv şairi Neyzen Tevfik Kolaylı, 1953 yılında İstanbul'da hayatını kaybetti.

Toplumsal kuralları hiçe sayan yaşam tarzı ve sınırtanımaz hicivleriyle tanınan Neyzen Tevfik 1879'da Bodrum'da doğdu.

İlköğrenimini Bodrum'da tamamladıktan sonra, İzmir İdadisi'ne yatılı olarak girdi. Ancak küçük yaşta sara hastalığı nedeniyle öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre İzmir Mevlihanesi'ne devam etti ve Neyzen Cemal Bey'den ney dersleri aldı.

Tanınmış hiciv ustası Eşref, Tokadizade Şekip ve Tevfik Nevzat gibi şair ve edebiyatçılarla tanışan Neyzen Tevfik bu şairlerin etkisiyle yazdığı ilk şiirlerini 1898'de 'Muktebes' gazetesinde yayımladı.

Babasının ısrarları üzerine gittiği İstanbul'da bir süre Fethiye Medresesi'ne devam etti, fakat neye ve içkiye düşkünlüğü nedeniyle buradaki öğrenimini de tamamlayamadı.

Dönemin tanınmış müzisyenleriyle ve Mehmet Akif Ersoy'la yakın dostluk kurdu. Saray ve padişaha yönelik yergileri nedeniyle sık sık tutuklandı ve 1903'te Mısır'a kaçtı.

Mısır'dayken 'Deccal' dergisine yazdığı II. Abdülhamit'i hicveden şiirinden dolayı idama mahkum edildi. Bir süre Bektaşi tekkelerinde gizlendi, Meşrutiyet'in ilanıyla İstanbul'a döndü.

Küçük yaşta yakalandığı hastalığı ve içkiye aşırı düşkünlüğü nedeniyle birkaç kez Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gören Neyzen Tevfik, Nefi ve Eşref'ten sonra Türk edebiyatının en büyük hiciv ustası olarak değerlendiriliyordu.

Hicivlerinin yanısıra ney üflemedeki ustalığıyla dikkat çeken Neyzen neye olan aşkını,
"Aksedince gönlüm şems-i hakikat pertevi
Meyde Bektaşi göründüm, Neyde oldum Mevlevi"
mısralarıyla dile getirdi. 74 yıllık yaşamı boyunca renkli kişiliğiyle dikkat çeken Neyzen, toplumsal kuralları ölümünde de hiçe saydı ve Asri Mezarlık'a gömülmem*sini, cenazesine de çiçek gönderilmem*sini vasiyet etti.

Cenazesi şaşaalı olan Neyzen Tevfik'i son yolculuğuna uğurlayanlar arasında her kesimden insan vardı. Dönemin İstanbul valisi hasta döşeğinden kalkıp cenazeye iştirak etmişti.

Cenazeye ayyaşlar, sarhoşlar, tinerci, yan kesicilerin yanı sıra erkan-ı devlet, edebiyatçılar, sanatçılar, hatta dış devlet temsilcileri de katılmıştır.

Kardeşi Şekip Kolaylı'ya cenazede taziye için gelenler arasında İran büyükelçisinin de olduğu, Neyzen Tevfik'in İran edebiyatının da en büyük dahilerinden kabul edildiği Hakkı Süha Gezgin tarafından rivayet edilir.

Şiirlerinin bir bölümünü 'Hiç' (1918) ve 'Azab-ı Mukaddes' (1948) adlı kitaplarında topladı.

Neyzen Tevfik'ten bir şiir

Koşma

Dudağında yangın varmış dediler,
Ta ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevda seli oldum, taşarak geldim.

Kapılmışım ak oduna bir kere,
Katlanırım her bir cefaya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim.

Günün diğer önemli olayları

1517: Yavuz Sultan Selim'in başında bulunduğu Osmanlı ordusu Kahire'ye girdi.
1854: Mülkiye Mektebi açıldı.
1920: Osmanlı Mebusan Meclisi'nin gizli oturumunda Misakı Milli kabul edildi.
1921: Mustafa Suphi ve arkadaşları Trabzon'a geldikten sonra İskele Kahyası İttihatçı Yahya tarafından bir motora bmüzikildi ve gece denizde öldürüldü.
1958: Kıbrıs'ta Türklerin düzenlediği miting sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması ve bir kamyonun kasten halkın üzerine sürülmesi sonucu sekiz kişi öldü. TBMM, 31 ocakta İngiltere'yi kınama kararı aldı.
1971: İzmir'de gençler Altıncı Filo'yu protesto etti, 20 kişi gözaltına alındı.
1986: ABD uzay mekiği Challanger kalktıktan 72 saniye sonra patladı: Yedi astronot öldü.
1997: Promosyon Yasası yürürlüğe girdi. Süreli yayın kuruluşları kültürel amaçlar dışında promosyon yapamayacak.
2004: Türk Lirası'ndan altı sıfır atılmasını ve para biriminin Yeni Türk Lirası olmasını öngören yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

 

Tarihte bugün Arşivi

Ocak

Şubat

Mart

Nisan

Mayıs

Haziran

Temmuz

Ağustos

Eylül

Ekim

Kasım

Aralık

1 Ocak

2 Ocak

3 Ocak

4 Ocak

5 Ocak

6 Ocak

7 Ocak

8 Ocak

9 Ocak

10 Ocak

11 Ocak

12 Ocak

13 Ocak

14 Ocak

15 Ocak

16 Ocak

17 Ocak

18 Ocak

19 Ocak

20 Ocak

21 Ocak

22 Ocak

23 Ocak

24 Ocak

25 Ocak

26 Ocak

27 Ocak

28 Ocak

29 Ocak

30 Ocak

31 Ocak

MAIL:

Ziyaretçi Sayacı
Gizlilik Politikası